ÖZLÜ SÖZ

İnsanın kıçına bir tekme birçok sözcükten daha çok anlam ifade eder. - ATLAS

Popüler Yayınlar

4,2 milyar yıllık yer kabuğu örneği bulundu

19 Mart 2017 Pazar



4,2 milyar yıllık yer kabuğu örneği bulundu

NTV, 20. 03. 2017

Kanada'nın Quebec eyaletinin kuzeyinde yapılan çalışmalarda 4,2 milyar yıllık yer kabuğu örneği bulundu.

Ottawa Üniversitesi Yer ve Çevre Bilimleri Bölümü'nden Doç. Jonathan O'Neil başkanlığındaki bilim heyetinin çalışması, Science Dergisi’nin son sayısında yayımlandı. O’Neil çalışmasının sunumunda, gezegenin ilk dönemlerine ait Kanada Kalkanı'ndan 4,2 milyar yıl öncesine ait yerkabuğunun izlerini bulduklarını açıkladı.

Dünyanın bileşiminin, bilinen herhangi bir gezegenden ya da aydan farklı olduğunu aktaran bilim adamı, hareket eden kayalık kabukların zamanla yüzeyin altındaki derin kabuklara ilişkin kanıtları da ortaya çıkardığını ifade etti. Bugüne dek bulunan en eski yerkabuğu örneğinin yaklaşık 2,7 milyar yaşında olduğunu hatırlatan Jonathan O’Neil, bu kalıntıların da Kanada Kalkanı'nda olduğuna dikkati çekti.

Kuzey Quebec’teki Kanada Kalkanı bölgesinde bir süreden beri çalıştıklarını belirten Doç. Jonathan O’Neil, "Kayaların bir ebeveyni var ancak bu ebeveyn gizli kalır. Nasıl kurulduklarını ve ne olduklarını ortaya çıkarmak çok zahmetli bir görevdir. Granitlerin çoğunun daha eski bir kabuğun erimesinden kaynaklandığını düşünüyoruz. Bu kayaların daha eski bir öncüsü ya da büyük bir ebeveyni olduğunu biliyorduk ama kaç yaşında olduğunu bilmiyorduk" değerlendirmesini yaptı.

Bilimsel çalışmalarda kayaların yaşının ölçülmesinin oldukça zor olduğunu anlatan O’Neil, neodimyum-42 elementi ile yaptıkları izotop ölçümleri sonucu, elde ettikleri yerkabuğu örneğinin 4,2 milyar yaşında olduğunu belirlediklerini açıkladı.

Elde ettikleri bulguların, Dünya'nın erken tarihiyle ilgili her soruyu cevaplamasa da gelişimine ışık tuttuğuna işaret eden Kanadalı bilim adamı O'Neil, şunları kaydetti:

"En azından bize erken jeodinamiği anlamak için daha fazla malzeme sunuyor. Süreç Dünya'daki her yerde aynı mıydı, yoksa yerel miydi? Bunların hepsi de bizim cevaplamamız gereken sorular. Bulguların sadece dünyamızın değil, diğer gezegenlerin daha iyi anlaşılmasına da yol açacağını umuyoruz. Gezegenimizi şekillendiren erken süreçleri anlarsak, belki diğer gezegenleri de anlayabiliriz" 

NTV











Continue Reading | yorum

HAWKİNG UYARDI

10 Mart 2017 Cuma



Hawking uyardı: Dünya hükümeti kurulmazsa sonumuzu getirebilir

NTV; 09. 03. 2017

İngiliz Astrofizikçi Stephen Hawking, insanoğlunu karanlık bir gelecek beklediğini belirtti ve bu durumun önüne geçilmesi adına yapılması gerekenleri açıkladı.

Ünlü Astrofizikçi Stephen Hawking, 'kendi kendini yok etme' tehlikesine karşı insanlığı bir kez daha uyardı. 

75 yaşındaki Hawking, teknolojinin kontrol altına alınamamasının insanlığın sonunu getirebilecek bir potansiyele sahip olduğu uyarısında bulundu. 

Daha önce yapay zeka ve insanoğlunun uzaylı bir medeniyetle iletişim kurması durumuna karşı benzer uyarılarda bulunan Hawking, medeniyetimizin başladığı günden bu yana saldırganlığın hayatta kalmak için işlevsel bir şey olduğunun altını çizdi ve şu uyarıda bulundu: "Günümüzde, bu saldırganlığın nükleer ya da biyolojik savaş yoluyla insanoğlunun sonunu getirmesi mümkün." 

Mantık ve akıl ışığında bununla mücadele edilmesi gerektiğini belirten Hawking bu hedef doğrultusunda bir tür dünya hükümeti kurulmasını önerdi. 

Bu adımın başka bir soruna evrilebileceğini de kabul eden Hawking, bir tür dünya hükümetinin tiranlığa yol açabileceğini belirtti. 

Tüm bu karamsar açıklamalarına rağmen kendisini iyimser biri kişi olarak nitelendiren bilim insanı insanoğlunun bu sorunların üstesinden geleceğine inandığını da sözlerine ekledi.






Continue Reading | yorum

Galaksiler birbirinden uzaklaşırken ışık hızına erişilebilir mi?



Galaksiler birbirinden uzaklaşırken ışık hızına erişilebilir mi?

Mümkün. Ve bu durum Genel Görelilik Kuramı’nı ihlal etmiyor.

EVREN GENLEŞTİĞİ İÇİN galaksiler birbirinden uzaklaşıyor. Hubble Uzay Teleskopunun ölçümleri, evrenin genişleme hızının, Megaparsek başına saniyede 70 km olduğunu ortaya koydu. Bir Megaparsek, 3,26 milyon ışık yılına karşılık geliyor.

Bunun anlamı; her bir Megaparsek içinde yer alan galaksilerin de birbirinden aynı hızla uzaklaşıyor olması. Uzaklaşırken ışık hızına ulaşabilmeleri için, aralarındaki mesafenin 4.300 Milyon Parsek olması gerek. Bu mesafe, görülebilir evrenin sınırları içinde yer alıyor. Sonuç olarak, çok uzaklardaki bazı galaksiler, bize göre ışık hızıyla uzaklaşıyor. Üstelik onları güçlü uzay teleskoplarımızla görebiliriz. Peki bizden ışık hızıyla uzaklaşan bir galaksiyi nasıl görebiliyoruz? Aramızdaki olağanüstü mesafe nedeniyle, o galaksinin şu anda yaymakta olduğu ışık bize hiçbir zaman ulaşamayacak. Yani onun bugün nasıl göründüğünü bilmiyoruz. Ancak milyarlarca yıl öncesinde yaydığı ışığı (o zaman evren çok daha küçüktü) görebiliriz.

Diğer bir deyişle; biz zaten o galaksinin milyarlarca yıl önceki halini görüyoruz. İşte bu sayede onu izlememiz mümkün oluyor. Ve bir galaksinin bizden uzaklaşırken ışık hızına ulaşması, genel görelilik kuramına aykırı değil. Kuram, hiçbir şeyin ışıktan hızlı olamayacağını söylüyor olsa da bahsettiğimiz bu galaksi aslında uzayda gerçek bir hareket sergilemiyor. Uzaklaşmasının asıl sebebi, evrenin genleşiyor olması. Üzerine boncuklar işlenmiş bir battaniye düşünelim. Battaniye son derece esnek bir kumaştan üretilmiş olsun. Bunu dört köşesinden tutup iyice gersek, boncukların hiçbiri yer değiştirmez ama aralarındaki mesafe açılırdı. İşte galaksilerin birbirinden uzaklaşması da buna benziyor.

Popular Science, Ocak 2017
















Continue Reading | yorum

Uzay nerede başlar

1 Mart 2017 Çarşamba



Gökyüzünün bitip uzayın başladığı yer tam olarak neresidir?

Uzay, gökyüzünün bittiği noktada başlamıyor.

GÖKYÜZÜ sadece tepemizde değil; ayaklarımızı bastığımız yerden başlıyor ve atmosferin tamamını içeriyor. Atmosferin de katmanları var. Everest Dağının tepesinde duracak olsak en alt katmanı olan troposfere denk geliriz. Bir üst katmansa stratosfer. Bunun da üstünde 85 kilometre yüksekliğe dek uzanan mezosfer bulunur. Daha yukarıda ancak uzay araçlarının çıkabildiği termosfer var. Ve en üstte yer alan ekzosfer ise 10 bin kilometreye kadar uzanır. Bu ekzosferin bittiği yerde uzayın başladığı anlamına da gelmiyor. Aslında uzay ayaklarımızın bastığı yerden 100 kilometre yüksekte (atmosferin içinde kalıyor) başlıyor.

Popular Science, Şubat 2017



Continue Reading | yorum

NASA 7 GEZEGENLİ BİR GÜNEŞ SİSTEMİ KEŞFETTİ

23 Şubat 2017 Perşembe



NASA 7 GEZEGENLİ BİR GÜNEŞ SİSTEMİ KEŞFETTİ

NTV 23.02.2017

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) dün düzenlediği basın toplantısı ile çarpıcı bir gelişmenin haberini kamuoyuyla paylaştı. NASA, gezegenimize ev sahipliği yapan Güneş Sistemi dışında yer alan ve bir yıldızın yörüngesinde bulunan 7 yeni gezegen keşfedildiğini, bu 7 gezegenden 3' ünde yaşamı destekler koşulların bulunabileceğini duyurdu. Peki NASA'nın bu keşfi ne anlama geliyor? İşte Trappist-1 ile ilgili bilmeniz gereken her şey...

Evrende yaşayan tek canlılar olup olmadığımız sorusu yıllardır bilim dünyasının cevabını aradığı soruların başında geliyor. Peki NASA'nın dün yaptığı açıklama bu soruya cevap veriyor mu? Elbette hayır ancak kuşkusuz bu keşif insanoğlunu bu sorunun cevabına bir adım daha yaklaştırıyor.

Gezegenler, NASA'nın Spitzer Uzay Teleskobu ve dünyada bulunan gözlemevleri kullanılarak tespit edildi.

Söz konusu gezegenler Dünya'ya 39 ışık yılı yani yaklaşık 380 milyar kilometre uzaklıkta. Günümüz teknolojisi ile o sisteme seyahat edip incelemede bulunmamız mümkün değil. Yani en iyi tahminle bugünün koşulları ile Trappist-1'e ulaşmak 160 yıl alabilir.

Bu gezegenlere hala isim verilmiş değil. Bu gezegenler hala harf kodları ile adlandırılıyor.

Trappist-1'in düşük kütleli ve soğuk bir yıldız olduğunu düşünülüyor.  Trappist1  gezegenlerinden üçünün yüzey sıcaklığının, yeterli atmosfer basıncı göz önüne alındığında sıvı su varlığını destekleyebileceği ve "yaşanabilir bölge" tanımına girebileceği düşünülüyor.

Ancak bu henüz kesin bir bulgu değil, bir hipotez.

NASA'nın Hubble Uzay Teleskobu' nun yerini almak üzere geliştirdiği ve sahip olduğu gelişmiş kızılötesi merceklerle yıldızların binlerce geçmişteki hallerini gözlemleyebilecek olan James Webb Uzay Teleskobu' nu 2018' de kullanıma sunmaya hazırlanıyor.

Görünen o ki daha net cevaplara ulaşabilmek için 2018 yılını beklememiz gerekecek.










Continue Reading | yorum

Havada asılı kalabilseydim…

2 Şubat 2017 Perşembe



Havada asılı kalabilseydim, dünya kendi çevresinde döndüğü için binalar üstüme doğru gelip bana çarpar mıydı?

Hayır, havada asılı kalsanız da dönmeye devam edersiniz.

DİYELİM Kİ HAVADA, yerçekiminden bağımsız bir şekilde asılı kaldık. Bu durum, dünyanın kendi ekseni etrafında gerçekleştirdiği dönüşten kopmamızı sağlamaz. Şöyle düşünelim; ekvator çizgisi üzerinden dünyanın çevresini ölçtüğümüzde 40 bin kilometre civarında bir uzunluğa sahip. Ve gezegenimizin kendi ekseni etrafında dönerek attığı bir tur 24 saat sürüyor. Dolayısıyla ekvatorda sabit duran biri bile aslında saatte 1.670 km gibi müthiş bir hızla hareket eder. Havaya yükselip asılı kalmak bile bir yönden diğerine hiç durmadan devam eden bu hareketin dışına çıkabilmenizi sağlamaz; sanki ayaklarınız yere basıyormuşçasına dönmeye devam edersiniz. Bunun dışına taşabilecek tek şey, zıt yönde aynı hızla hareket etmeniz olurdu.

Popular Science, Ocak 2017

















Continue Reading | yorum

İNSAN, BİR HİÇ BİLE DEĞİL

30 Ocak 2017 Pazartesi


İNSAN, BİR HİÇ BİLE DEĞİL….

Tanrı evreni; insanları test etmek, sınamak için mi yaratmıştır?

İnsanın dünyaya bir amaç için geldiğini ve bir sınava tabi tutulduğunu düşünmek sadece inanmak istediğine inanmaktır, başka da bir şey değil.

Evren insanlar için yaratılmamıştır, evren insanları yaratmıştır.

Tüm canlıların; insanların, hayvanların, bitkilerin ölümden sonra hiçbir şey olmadığını biliyorken, insana cennet cehennem sunmak insanlardaki ölümsüzlük isteğinden ileri gelmektedir.

Şöyle bir düşünelim;

Evrende yaklaşık 500 milyar galaksi var ve her galakside yine 500 milyardan fazla yıldız, gezegen. Peki ya nedir buradaki amaç?

Amaç falan yok, evren hiçbir amaçsız, hiçbir gayesiz kendi kendine oluşmuştur, hiçbir kimse için, hiçbir kimse tarafından yaratılmamıştır.

Geçin kendinizi, dünya üzerindeki milyarlarca insanı da geçin, milyarlarca galaksi içinde dünya bile sadece bir hiçtir, bir sahildeki kum tanesi kadar bile değerli değildir. Dünyanın var olması evren için hiçbir şeyi değiştirmeyeceği gibi, yok olması da hiçbir şeyi değiştirmez.

Resimdeki mavi soluk nokta; şu anda güneş sistemimizi terk eden ve uzayın sonsuzluğuna açılan, ilk ve tek uzay sondası Voyager 1 tarafından rekor denilecek bir uzaklıktan çekilen dünyanın bir fotoğrafı olup, dünyayı uzayın sonsuzluğu içinde tek başına, yalnız, gösteren bir fotoğraftır. Özel bir yer değil… Evren için bir toz zerresi bile değil…

Kendinizi sınav yapılıyormuş gibi yüceltmeniz sadece bencilliğe girer. O kadar abartmayın varlığınızı…

İnsan bir hiç bile değil…

atlas





Continue Reading | yorum
 
Copyright © 2011. ATLAS . All Rights Reserved
Company Info | Contact Us | Privacy policy | Term of use | Widget | Advertise with Us | Site map
Template Modify by Creating Website. Inpire by Darkmatter Rockettheme Proudly powered by Blogger